İçeriğe geç

Utanma hayâ ne demek ?

Utanma Hayâ Ne Demek?

Hayâ: Sadece Bir Kelime mi?

Evet, İzmirlisiyim ve günlük hayatımda sürekli espri yaparım, ama bir o kadar da içten içe her şeyin anlamını sorgularım. Hani bazen bir kelime gelir ya aklınıza, defalarca duyarsınız ama bir gün o kelimenin derinliklerine inmeye karar verirsiniz. İşte bugün de o günlerden biri! “Utanma hayâ” ne demek? Hayâ kelimesi hep duymaktan usandığımız, bir zamanlar aile büyüklerimizin sıkça telaffuz ettiği, gençken ise “ya ben şimdi nasıl utandım?” diye düşündüğümüz bir kavram. Ama bu kelimeye yalnızca yüzeysel bakmak, onu anlamamak demek. Gelin, hep birlikte biraz derinlemesine bakalım.

İzmir’de yaşarken, bir yandan denize girip, bir yandan da bir “ağır abi” gibi derin derin felsefi düşünceler yapma çabasında olduğumu itiraf ediyorum. Şimdi, tam olarak burada otururken, hayâ kelimesinin anlamını kendi gözümde canlandırıyorum. Tabii, biraz da komik anekdotlarla harmanlıyorum çünkü kimse ciddi bir yazıyı okumak için zaman harcamaz, değil mi? Hadi başlayalım!

Hayâ ve Utanma: Aralarındaki Fark Nedir?

Hayâ, aslında argo bir şekilde “utanç” olarak tanımlanabilir. Ama işin içine girince, hayâ sadece bir “utanç” değil, aynı zamanda bir tür sosyal duyarlılık, bir etik anlayışıdır. İşte burada biraz kafa karıştırıcı bir şey var. Utanma kelimesi genellikle insanlar arasında “Ya ne biçim yaptım, herkesin gözlerinin içine bakamıyorum” gibi bir hisse işaret ederken, hayâ daha derin bir kavramdır.

Bunu biraz daha basitleştirecek olursam, mesela bir gün yürüyorsunuz, caddede yürürken birine çarpıyorsunuz ve sonra bir an durup “Aa, pardon, yanlışlıkla çarptım” diyorsunuz. İşte bu durumda utanma devreye girer, çünkü başkalarına zarar verdiğinizi hissedersiniz. Ama bir de şunu düşünün: Bir başka durumda, birine kötü bir şey söylediğinizde (mesela biri sizin hakkınızda kötü bir şey söylediğinde) o zaman içsel olarak kendinizi kötü hissedersiniz, sadece kendi vicdanınızı rahatsız ediyorsunuzdur. İşte o an tam olarak hayâ devreye girer.

İzmir’de bir kafenin köşesinde oturup arkadaşlarımla çay içerken, aslında ne kadar kolayca utanabildiğimi fark ediyorum. Mesela, bir arkadaşım espri yaptı, ben gülmedim diye düşünmeye başladım. Sonra bir süre sustum, hep o anı kafamda kurdum, acaba “bunu neden böyle söyledim?” diye içimde döngü oluştu. İşte, tam o anda o hafif utanma duygusuyla birlikte hayâ da devreye girdi. “Aman, kimseyi kırmamalıyım” diyerek davranışımı yeniden şekillendiriyorum. Bu karmaşık hislerin arasında bazen kafam karışıyor tabii, ama “çok düşünmek sağlığa zararlıdır” diyerek rahatlıyorum.

İçimden Geçen Diyaloglar: Utanmak mı, Hayâ mı?

Bazen kendimi bir film sahnesinde gibi hissediyorum. Gerçekten, arada bir iç sesim devreye giriyor ve sanki başka bir kişiyle konuşuyorum. Şu an bile yazarken kafamda küçük bir diyalog döngüsü oluyor. Şöyle:

İç Sesim: “Ya tamam, burada yazıyorsun ama gerçekten çok saçma şeyler yazıyor musun?”

Ben: “Hayır, hayır, kimse bunu böyle düşünmez. Ben gayet eğlenceli ve düşündürücü bir yazı yazıyorum.”

İç Sesim: “Ama yazının içinde hayâ kelimesine sürekli mi takılacaksın? Biraz daha açık olsan nasıl olur?”

Ben: “Tamam, biraz açık olalım da ne olacak? O kadar da derine inmemeliyiz değil mi? Sonuçta kimse ‘Hayâ’nın felsefesi üzerine bir kitap okumuyor, millet dinlenmeye geliyor buraya!”

İşte tam bu noktada, içimdeki küçük ruhsal çatışmayı fark ediyorum. Her an her şey üzerine düşünürken, bir yandan da yaşamanın tadını çıkararak espri yapma ihtiyacı duyuyorum. Hayâ kelimesini anlamaya çalışırken, rahat bir tavır takınmakla yanlış bir şey yapıp yapmadığımı sorguluyorum.

Sosyal Hayatta Utanma ve Hayâ

Gündelik yaşamda utanma hayâ arasında bir farkı görmek aslında çok kolay. İzmirliler için “ne var ki bunda?” derken, bazı insanlar çok daha utangaç olabiliyor. Örneğin, sokakta tanımadığınız birine yanlışlıkla selam vermek. O an içten içe çok rahat gözükebilirsiniz, ancak gerçekten bu durumda içsel bir hesaplaşma başlar.

Mesela bir gün arkadaşım Serdar’la yürürken, sırf şaşkınlıkla birbirimize selam verdik, ama karşımdaki kişinin suratındaki donuk bakışları fark edince hemen bir şekilde:

“Vallahi yanlış kişiymiş, hata oldu, özür dilerim” dedim. O anda hem utandım hem de, karşımdaki kişiyle o anki ilişkimi düşündüm. İşte tam o an devreye giren hayâ, o durumun içsel bir derinliğe oturmasına neden oldu. “Ne yapabilirim ki, herkesin birbirine doğru bakması gerekmez mi?” diye düşündüm. “Ama bir yandan da sosyal normlar var, o yüzden hepimiz aynı adımı atmalıyız.”

Utanma Hayâ Ne Demek? Sonuç Olarak…

Sonuçta, hayâ, insanın kendisine ve çevresine karşı duyduğu sorumluluğun, başkalarını kırmama düşüncesinin bir yansımasıdır. Utanma, ise bir dışsal etkiden dolayı hissettiğimiz duygudur. Gerçekten, İzmir gibi sıcak bir yerde bazen fazla düşünmek insanı terletiyor, ama kendimi tanımam gerektiğini biliyorum. Bu yazı yazarken, tam o anı ve “Utanma hayâ ne demek?” sorusunu kafamda açıp kapatırken, hem gülümsüyorum hem de bir yandan bu karmaşık duyguları içsel bir şekilde daha iyi anlamaya çalışıyorum.

Belki de hayat, sürekli hayâ duygusunu içsel olarak taşırken, utanma gibi dışsal hisleri de tolere etme mücadelesidir. İzmir’in sıcak sokaklarında yürürken, belki de bundan çok daha fazlasını düşündüm. Ama her şeyden önce, bu yazı da bana göre, kendimle dalga geçme çabası ve aslında içsel bir rahatlamadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hipercasino şişli escort
Sitemap
ilbet girişilbetilbet giriş adresiwww.betexper.xyz/