İçeriğe geç

Yutmanın anlamı nedir ?

Merhaba Ugem okurları! Bugün sizlerle “Yutmanın anlamı nedir” konusunu ele alacağız.

Yutmanın Anlamı Nedir? Bir Şehrin Sessizliğinde Başlayan Hikâye

Bazı kelimeler vardır, insanın içine takılır ve kolay kolay çıkmaz. “Yutmak” da onlardan biri. Sadece fiziksel bir hareket değil, bazen bir duygunun, bir cümlenin, hatta bir hayalin boğazda düğümlenmesi gibi bir şey.

Kayseri’nin soğuk bir akşamında, evin camına vuran rüzgârın sesiyle birlikte düşündüğüm şey tam olarak buydu: Yutmanın anlamı nedir?

O gün bunu sadece bir kelime olarak değil, yaşadığım her şeyin içinde tekrar tekrar hissederek öğrendim.

İlk Sahne: Boğazımda Kalan Cümle

O gün üniversite kantininde oturuyordum. Masada kahvem vardı ama içim hiç sıcak değildi. Karşımda uzun zamandır konuşmayı ertelediğim biri oturuyordu. Göz göze geldiğimizde içimde bir şey kıpırdadı, ama o kıpırtı güzel değildi.

Söylemem gereken şeyler vardı.

Ama söylemedim.

Sadece yuttum.

Gerçek anlamda değil tabii… kelimeleri ağzımdan çıkarıp geri yutmadım ama his olarak aynen öyleydi. Cümleler boğazımın ortasında sıkıştı kaldı. O an “yutmanın anlamı nedir?” sorusu ilk kez zihnime bu kadar net kazındı.

Yutmak, bazen konuşmamak değilmiş. Konuşmak isteyip de konuşamamakmış.

O an içimde büyük bir hayal kırıklığı vardı. Kendime kızgındım. Çünkü o kelimeler söylenebilseydi belki her şey farklı olurdu. Ama ben sustum. Ve sustuğum şeyleri içime yuttum.

Sessizlik Bazen En Ağır Yükmüş

Kantinden çıkarken dışarıdaki soğuk yüzüme çarptı. Ama içimdeki ağırlık daha soğuktu. Yutmak, sadece kelime değilmiş; bir yükmüş.

O yükle yürürken düşündüm: İnsan neden yutar?

Belki de korktuğu için. Belki kaybetmekten korktuğu için. Belki de yanlış anlaşılmaktan.

Ama o gün anladım ki, en çok da kendini kaybetmekten korktuğun için yutarsın.

İkinci Sahne: Evdeki Küçük Çatlak

Akşam eve döndüğümde annem mutfaktaydı. Kaynayan tencerenin sesi evin içine yayılmıştı. Normalde böyle anlarda içim huzurla dolar ama o gün dolmadı.

“Bugün nasıldı?” diye sordu.

Cevap vermek istedim.

Ama yine yuttum.

“İyi” dedim sadece. Kısa. Yüzeysel. Eksik.

Oysa içimde bir gün değil, bir sürü gün birikmişti. Konuşsam belki saatler sürerdi. Ama ben birkaç harfi yuttum ve sustum.

Annem fark etti mi bilmiyorum. Ama anneler fark eder zaten, söylemesen de.

Yutmanın Sessiz Öğretisi

O gece odama çekildiğimde tavana baktım uzun süre. Telefonum elime geldi, yazmak istedim ama yazmadım. Çünkü yazarsam gerçek olacak sandım.

İşte o an şunu fark ettim:

Yutmak, bazen gerçeği ertelemekmiş.

İnsan, hissettiklerini yuttuğunda onların yok olduğunu sanıyor. Ama aslında sadece içeri gönderiyor.

Ve içeride hiçbir şey kaybolmuyor.

Üçüncü Sahne: Yarım Kalmış Bir Sohbet

Bir hafta sonra aynı kişiyle tekrar karşılaştım. Bu kez daha rahattım sanıyordum. Ama içimde hâlâ o boğaz düğümü vardı.

Bir bankta oturduk. Hava serindi ama konuşmak için uygun bir andı aslında.

O anlattı.

Ben dinledim.

Sonra bana baktı.

“Sen hiç anlatmayacak mısın?”

İşte o cümle… o cümle beni yeniden yuttu.

Sanki içimde bir şey yukarı çıkacakken tekrar aşağı itildi. Bu kez daha bilinçliydi. Daha ağırdı.

Cevap vermedim.

Ve o an ilk kez şunu düşündüm: Yutmanın anlamı nedir? Belki de en çok, fırsat varken bile konuşmamaktır.

İçimdeki Umutla Hayal Kırıklığının Çatışması

O an içimde iki şey aynı anda vardı. Bir yanda konuşmak isteyen tarafım, diğer yanda susmayı seçen tarafım.

Konuşmak isteyen tarafım umutluydu.

Susmayı seçen tarafım korkuydu.

Ve korku kazandı.

Kazandığında ise geriye sadece yutulmuş cümleler kaldı.

Dördüncü Sahne: Yağmur ve Boş Sokak

O gün eve dönerken yağmur başladı. Kayseri’nin o sert yağmurlarından biri… insanın yüzünü değil, içini ıslatan türden.

Şemsiyem yoktu.

Yürüdüm.

Islanırken düşündüm. Bu kez kaçmadım düşüncelerden.

Yutmanın anlamı nedir?

Belki de en çok, insanın kendi kendini susturmasıdır.

Sokakta yürürken her adımda içimde bir şey daha ağırlaştı. Ama garip bir şekilde hafiflediğim anlar da oldu. Çünkü ilk kez yutmak yerine hissetmeyi seçtim.

Yutulan şeyler geri gelmez sanıyordum. Ama geliyor. Yağmur gibi.

İç Sesle Yüzleşme

Eve vardığımda aynaya baktım. Gözlerim yorgundu.

Kendi kendime sordum:

“Ne yapıyorsun sen?”

Cevap yoktu.

Ama içimde bir ses vardı. Çok netti:

“Her şeyi yutuyorsun.”

O an fark ettim ki yutmak, sadece bir anlık sessizlik değilmiş. Bir alışkanlıkmış.

Ve alışkanlıklar en zor kırılan şeylermiş.

Yutmanın İçindeki Kırılganlık

İnsan güçlü görünmek için de yutuyormuş. Zayıf görünmemek için. Dağılmamak için.

Ama kimse şunu söylemiyor:

Yutmak bazen insanı içeriden daha çok kırar.

Çünkü söylemediklerin, zamanla büyür. Ve büyüdükçe daha ağır olur.

Son Sahne: Küçük Bir Cesaret

Ertesi gün tekrar aynı kişiyle karşılaştım. Bu kez kaçmadım. Göz göze geldik.

İçimde bir şey vardı. Korku hâlâ vardı ama bu kez yanında başka bir şey de vardı: cesaret.

Konuşmaya başladım.

İlk cümle zor çıktı. Boğazım sanki yıllardır orada biriken kelimeleri bırakmak istemiyordu.

Ama devam ettim.

Ve ilk kez yutmadım.

Yutmanın Tersi: Söylemek

O an anladım. Yutmanın anlamı nedir sorusunun cevabı sadece “susmak” değilmiş. Aynı zamanda “kendini geri çekmekmiş”.

Ve söylemek… bazen en büyük özgürlükmüş.

Konuştuğumda dünya değişmedi. Ama ben değiştim.

İçimde bir şey açıldı. Uzun zamandır kapalı duran bir kapı gibi.

Sonuç Gibi Değil, Başlangıç Gibi

Şimdi geriye dönüp baktığımda şunu görüyorum:

Yutmak, hayatın bir parçası. Ama hayat sadece yutmaktan ibaret değil.

Bazen kelimeleri tutarsın. Bazen bırakırsın. Bazen yanlış zamanda yutarsın, doğru zamanda konuşursun.

Ama en önemlisi şu:

İçinde kalan her şey bir gün ses olmak ister.

Ve o sesi duymazsan, kendini duyamazsın.

Şunları da İnceleyin: Yoğuşmalı kombi su akıtır mı ?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://obirsite.com https://comfystool.com.tr https://vavyapi.com.tr Sitemap
ilbet girişilbetilbet giriş adresiwww.betexper.xyz/